Periodontoloji
Diş Eti Hastalıkları
Diş Eti Kanaması (Gingivitis) Erken Uyarı Sistemi
Diş Eti Kanaması
Diş Eti Kanaması, Periodontal hastalıkların en erken, en yaygın ve en hafif formu olan Gingivitis‘in (Diş Eti İltihabı) temel ve en somut belirtisidir. Sağlıklı bir diş eti pembe, sıkı kıvamlıdır ve fırçalama veya diş ipi kullanımı sırasında kesinlikle kanamaz. Kanama, iltihaplanmanın ve kılcal damarlardaki hassasiyetin bir göstergesidir. Gingivitis, dişlerin çevresinde biriken bakteri plağı ve bunun zamanla sertleşerek tartara (diş taşı) dönüşmesi sonucu oluşur. Tartar, pürüzlü yüzeyi sayesinde daha fazla bakteri tutar ve iltihabı kısır bir döngüye sokar.
Gingivitis’in Gelişimi ve Belirtiler
Kızarıklık ve Şişlik (Ödem): Diş etleri normal pembe rengini kaybeder, koyu kırmızı veya mor bir renk alır.
Hassasiyet: Diş etlerinde hafif bir dokunma veya basınçla (fırçalama) kolayca kanama meydana gelir. Kanama, genellikle hastalar tarafından fark edilen ilk işarettir.
Diş Eti Kenarlarında Yumuşama: Diş eti kenarı şişerek dişten uzaklaşmaya başlar.
Kötü Koku (Halitosis): İltihaplı bölgedeki bakteri aktivitesi kötü kokuya yol açabilir.
Gingivitis’in en önemli özelliği, enfeksiyonun henüz dişleri destekleyen çene kemiğine ve periodontal liflere yayılmamış olmasıdır. Bu durum, Gingivitis’in tamamen geri döndürülebilir olduğu anlamına gelir. Eğer erken aşamada profesyonel yardım alınırsa, ciddi ve kalıcı hasarların önüne geçilmiş olur.
Tedavi Protokolü
Gingivitis tedavisinin anahtarı, bakteri yükünü ortadan kaldırmaktır.
Profesyonel Diş Taşı Temizliği (Detartraj): Diş hekimi veya hijyenist tarafından dişlerin üzerinden ve diş eti çizgisinin hemen altından tüm plak ve tartar birikintileri özel aletlerle temizlenir.
Kişiselleştirilmiş Ağız Hijyeni Eğitimi: Tedavinin kalıcı olması için hasta, doğru fırçalama tekniklerini öğrenmeli ve diş fırçasının ulaşamadığı bölgeler için diş ipi, arayüz fırçası veya ağız duşu kullanmaya başlamalıdır.
Düzenli Kontrol: Bakteriyel aktivite kontrol altına alındığında, iltihap hızla geriler, diş etleri tekrar sıkı ve pembe rengini alır, kanama durur.
Gingivitis’in ihmal edilmesi, enfeksiyonun ilerleyerek daha ciddi ve tedavisi zor olan Periodontitis evresine geçişine neden olur. Bu nedenle kanama asla hafife alınmamalıdır.
Sallanan Dişlere Son Periodontitis Tedavisiyle Destek Dokularınızı Yeniden İnşa Edin.
Diş Eti Çekilmesi ve Diş Sallanması (Periodontitis)
Periodontitis, Gingivitis’in tedavi edilmeyip ilerlemesiyle ortaya çıkan, dişleri çevreleyen ve destekleyen dokuların (özellikle çene kemiği) yıkımıyla karakterize olan kronik ve ilerleyici bir enfeksiyon hastalığıdır. Gingivitis sadece diş etini etkilerken, Periodontitis enfeksiyonun diş eti çizgisinin altına inerek periodontal cepler oluşturması ve kökleri kemiğe bağlayan periodontal lifleri ile kemik dokusunu yok etmesiyle tanımlanır. Bu yıkım, dişin ağızda tutulmasını sağlayan temelin zayıflaması demektir.
Belirtileri ve İlerleme Süreci
Periodontitis’in belirtileri daha şiddetli ve kalıcıdır:
Diş Eti Çekilmesi: Destekleyici kemiğin erimesine paralel olarak diş etleri geriye doğru çekilir, bu da diş köklerinin (sararmış ve hassas kısımların) açığa çıkmasına neden olur.
Derin Periodontal Cepler: Diş ve diş eti arasındaki normalde 1-3 mm olması gereken boşluk, 4 mm ve üzerine çıkar. Bu cepler, bakteriler için temizlenmesi zor bir sığınak haline gelir.
Diş Sallanması (Mobilite): Kemik desteği kritik bir seviyeye düştüğünde, dişler çiğneme kuvvetlerine karşı koyamaz hale gelir ve sallanmaya başlar.
Dişler Arasında Boşluk Oluşması (Diastema): Dişleri yerinde tutan kemiğin erimesi, dişlerin pozisyon değiştirmesine ve aralarının açılmasına yol açar.
Apseler ve İltihabi Akıntı: Diş etlerinde basınca veya spontane gelişen irinli akıntı (sürekli enfeksiyonun işareti).
Sabit Protez Uygulama Süreci ve Bakımı
Sabit protezlerin yapım süreci, dişlerin kesilerek hazırlanması (dişten belli miktarda madde kaldırılması), hassas ölçü alınması, laboratuvarda protezin üretimi ve prova seanslarını içerir. Nihai protez, hekim tarafından dişe özel yapıştırıcılar (siman) ile daimi olarak sabitlenir.
Sabit protezlerin temizliği, doğal dişlere benzer şekilde yapılmalıdır. Özellikle köprülerin altındaki boşlukların ve kuronların kenarlarının özel diş ipleri (superfloss) veya arayüz fırçaları ile temizlenmesi, köprü altındaki dişlerde çürük ve diş eti hastalığı oluşumunu engellemek için hayati öneme sahiptir. Düzenli hekim kontrolleri, protezin ve altındaki dişlerin sağlığını uzun yıllar boyunca korumasını sağlar.
Tedavi Yöntemleri ve Çeşitleri
Periodontitis tedavisi, hastalığın şiddetine (hafif, orta, ileri) göre farklılık gösterir:
Non-Cerrahi Tedavi (Kök Yüzeyi Düzleştirme / Küretaj): Diş eti cebi derinliği 5 mm’ye kadar olan vakalarda, lokal anestezi altında özel el aletleri ve ultrasonik cihazlarla kök yüzeyindeki tüm tartarlar, toksinler ve enfeksiyonlu dokular derinlemesine temizlenir. Amaç, kök yüzeyini pürüzsüzleştirerek diş etinin tekrar sıkıca yapışmasını sağlamaktır.
Cerrahi Tedavi (Flep Operasyonu): Ceplerin çok derin olduğu, kök yüzeyinin tam olarak temizlenemediği veya kemik defektlerinin onarılması gerektiği durumlarda uygulanır. Diş eti cerrahi olarak geçici olarak kaldırılır (flep), hekimin görüş alanı açılarak tüm kök yüzeyleri temizlenir. Gerekirse, kemik kaybı olan bölgelere kemik greftleri (kemik tozları) veya membranlar uygulanarak kaybedilen kemiğin yeniden oluşturulması hedeflenir (Yönlendirilmiş Doku Rejenerasyonu – GTR/GBR).
Periodontitis, ne yazık ki tamamen geri döndürülemez (kaybedilen kemik geri gelmez), ancak modern tedavi yöntemleriyle ilerlemesi durdurulabilir ve uzun yıllar boyunca dişlerin ağızda kalması sağlanabilir.
Özgüvenle Nefes Alın: Ağız Kokusu Değil, Ağız Sağlığınız Konuşulsun.
Ağız Kokusu Sosyal Yaşamı Engelleyen Kronik Belirti
Ağız Kokusu (Halitosis), toplumda yaygın görülen, sosyal ve psikolojik açıdan bireyi olumsuz etkileyen, kronikleşmiş kötü nefestir. Halitosis vakalarının büyük bir çoğunluğu (%85-90) ağız içindeki problemlerden, özellikle de Periodontal hastalıklardan kaynaklanır. Ağız kokusu, genellikle diş fırçalama veya basit gargara ile geçmeyen, altta yatan bir sağlık sorununun belirtisidir.
Oluşum Mekanizması (Uçucu Kükürt Bileşikleri): Ağız kokusunun ana nedeni, diş eti ceplerinde, dilin arka yüzeyinde, dişler arasındaki boşluklarda ve eski dolguların kenarlarında biriken anaerobik (oksijensiz ortamda yaşayan) bakterilerdir. Bu bakteriler, gıda artıklarını ve proteinleri parçalarken Uçucu Kükürt Bileşikleri (VSC’ler) adı verilen kötü kokulu gazlar (en önemlileri hidrojen sülfit, metil merkaptan ve dimetil sülfit) üretirler. Periodontitis varlığında, derinleşen cepler bakteriler için ideal bir üreme alanı oluşturduğundan, koku şiddetlenir ve kalıcı hale gelir
Diğer Oral Nedenler
Dildeki Bakteriyel Tabaka (Paslı Dil): Dilin arka kısmı pürüzlü olduğu için bakteri, ölü hücre ve yiyecek kalıntılarının birikmesiyle kalın bir tabaka oluşur.
Kötü Hijyenli Protezler: Temizlenmeyen hareketli protezler, bakteri barındırarak kokuya neden olur.
Diş Çürükleri ve İltihaplı Köprüler: Gıda biriken büyük çürükler ve sızıntı yapan restorasyonlar.
Tükürük Akışının Azalması (Kserostomi): Tükürük, doğal bir temizleyici olduğu için azalması koku oluşumunu artırır.
Tedavi ve Yönetim Stratejileri
Halitosis’in başarılı tedavisi, öncelikle kaynağının doğru teşhis edilmesine bağlıdır.
Periodontal Tedavi: Eğer kokuya Periodontitis neden oluyorsa, diş eti hastalıklarının tedavisi (diş taşı temizliği, küretaj) ve periodontal ceplerin ortadan kaldırılması esastır.
Hijyen Eğitimi: Dilin arka kısmının düzenli olarak dil sıyırıcı ile temizlenmesi ve diş ipi/arayüz fırçası kullanımının öğrenilmesi zorunludur.
Restorasyonların Kontrolü: Ağızdaki eski, kırık veya sızıntı yapan dolgu ve protezler yenilenir.
Sistemik Nedenler: Eğer ağız içi problemler elendikten sonra koku devam ediyorsa (örn: sinüzit, mide-bağırsak sorunları, diyabetik ketoasidoz), hasta, Kulak Burun Boğaz veya Gastroenteroloji gibi ilgili tıbbi uzmanlık alanlarına yönlendirilir.
Ağız kokusu, sadece bir estetik problem değil, aynı zamanda tedavi gerektiren bir Periodontal hastalığın habercisi olabilir.
Diş Eti Kanaması (Gingivitis)Diş Eti Çekilmesi (Periodontitis)Ağız Kokusu (Halitosis)
Periodontoloji, diş hekimliğinin dişleri çevreleyen ve destekleyen dokuların (diş eti, kemik, periodontal bağ) sağlığını inceleyen ve bu dokulardaki hastalıkları tedavi eden uzmanlık dalıdır. Diş eti hastalıkları, basit bir kanamadan başlayıp, tedavi edilmediği takdirde diş kaybına kadar ilerleyebilen, toplumda yaygın görülen kronik enfeksiyonlardır. Bu hastalıkların temelinde, ağız hijyeninin yetersizliği sonucunda dişler üzerinde ve diş eti çizgisinin altında biriken bakteri plağı (biyofilm) yatar. Vücut, bu bakteri toksinlerine karşı bir savunma mekanizması geliştirir; bu savaş, diş etlerinde iltihaplanma (enflamasyon) olarak kendini gösterir.
Bu iltihabi süreç, sadece ağız sağlığını değil, aynı zamanda diyabet, kalp hastalıkları ve erken doğum riski gibi sistemik sağlık sorunlarını da tetikleyebilir. Periodontal hastalıkların erken teşhisi, başarılı ve konservatif bir tedavi için kritik öneme sahiptir. Kanamalı diş etleri, çekilme ve kötü koku gibi belirtiler, aslında vücudun alarm işaretleridir. Gelişen periodontolojik tedavi yöntemleri sayesinde, bu hastalıkların ilerlemesi durdurulabilmekte ve kaybedilen destek dokular belirli ölçüde restore edilebilmektedir. Kliniğimizde, Periodontoloji uzmanlarımız, hastanın durumuna uygun en güncel ve etkili tedavi protokollerini uygulayarak, hem fonksiyonel hem de estetik açıdan sağlıklı bir gülüşü korumayı hedefler. Halk arasında en sık rastlanan ve en çok merak edilen üç temel belirti ve hastalık aşaması aşağıda detaylıca incelenmiştir.