Ağız Kanseri ! Erken Teşhisle Hayat Kurtaran Farkındalık

Ağız kanseri (Oral Kanser), dudaklar, dil, diş etleri, yanak içleri, ağız tabanı ve sert/yumuşak damak gibi ağız boşluğunu oluşturan dokularda kontrolsüz hücre büyümesi sonucu oluşan kötü huylu tümörlerdir. Baş ve boyun kanserleri arasında yaygın görülen bu kanser türü, genellikle ağız yüzeyini kaplayan skuamöz hücrelerden kaynaklanır (Skuamöz Hücreli Karsinom). Genellikle 50 yaş ve üzeri erkeklerde daha sık rastlanmakla birlikte, tütün ve alkol kullanımı gibi yaygın risk faktörlerinin yanı sıra Human Papillomavirus (HPV) enfeksiyonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte görülme yaşı ve kadınlardaki sıklığı da değişmektedir. Ağız kanseri, erken evrede genellikle ağrısız ve küçük lezyonlar halinde başladığı için çoğu zaman geç fark edilir. Ancak erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Bu nedenle, düzenli diş hekimi kontrolleri ve ağız içi mukozanın dikkatli incelenmesi, bu sinsi hastalığa karşı en güçlü savunma mekanizmasını oluşturur.

Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

Ağız kanserinin gelişiminde, genetik yatkınlıktan daha çok, bireyin yaşam tarzı ve çevresel maruziyetler belirleyici rol oynamaktadır. Hastalık riskini önemli ölçüde artıran temel faktörlerin bilinmesi, korunma stratejilerinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.

Başlıca Risk Faktörleri:

  • Tütün Ürünleri Kullanımı: Ağız kanserlerinin en önde gelen nedenidir. Sigara, puro, pipo, nargile ve özellikle ülkemizde pek yaygın olmasa da tütün çiğneme gibi her türlü tütün ürünü kullanımı, ağız dokularındaki hücre DNA’sında mutasyona yol açarak riski ciddi oranda artırır. Tütün kullananlarda risk, kullanmayanlara göre 2 ila 12 kat daha fazladır.

  • Aşırı Alkol Tüketimi: Yüksek miktarda alkol tüketimi, ağız içindeki hücreleri tahriş ederek kanserojen maddelerin dokuya girişini kolaylaştırır ve kansere karşı savunmasız hale getirir. Tütün ve alkolün birlikte kullanımı, risk oranını sinerjik olarak katlar ve en tehlikeli kombinasyonlardan biridir.

  • Human Papillomavirus (HPV) Enfeksiyonu: Özellikle HPV-16 ve HPV-18 tipleri, son yıllarda ağız ve orofarenks (boğazın arkası) kanserlerinde önemli bir neden olarak öne çıkmıştır.

  • Güneş Işınlarına Aşırı Maruz Kalma: Özellikle dudaklarda gelişen kanserler (dudak kanseri) büyük ölçüde uzun süreli güneş (UV) ışını maruziyeti ile ilişkilidir.

  • Kötü Ağız Hijyeni ve Kronik Tahriş: Kenarları kırık, keskin dişler, uyumsuz ve vuran protezler veya keskin dolgular gibi kronik tahrişe yol açan faktörler, uzun dönemde kanser gelişimine zemin hazırlayabilir.

Ağız Kanserinden Korunma Yolları:

Korunma, risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasıyla başlar. En etkili korunma yöntemleri şunlardır:

  • Tütün ve Alkol Kullanımını Bırakmak: Bu alışkanlıklardan tamamen kaçınmak veya bırakmak, kanser riskini önemli ölçüde azaltan en hayati adımdır.

  • Güneş Koruması: Dudakları UV ışınlarından korumak için güneş koruyuculu dudak ürünleri (lip balm) kullanmak ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde gölgede kalmak önemlidir.

  • Sağlıklı Beslenme: Antioksidan (C vitamini, Beta-karoten vb.) açısından zengin sebze ve meyve tüketimine ağırlık vermek, bağışıklık sistemini güçlendirir.

  • Düzenli Diş Hekimi Kontrolü: Ağız kanserini erken evrede yakalamanın en etkili yolu, semptom olmasa bile yılda en az iki kez diş hekimine başvurmaktır. Diş hekimi, ağız içindeki şüpheli lezyonları, beyaz (lökoplaki) veya kırmızı (eritroplaki) lekeleri kolaylıkla tespit edebilir.

Belirtileri ve Erken Tanının Önemi

Ağız kanseri, tıpkı diğer kanser türleri gibi, erken evrede yakalandığında tedavi başarısının çok yüksek olduğu bir hastalıktır. Ancak başlangıç aşamasında genellikle ağrısız olduğu için hastalar tarafından basit bir aft veya yara olarak algılanıp ihmal edilebilir. Ağız kanserinde erken tanıyı sağlamak için, ağız içindeki her türlü olağandışı değişikliğin ciddiye alınması ve iki haftadan uzun süren belirtilerde uzmana başvurulması esastır.

Ağız Kanseri Belirtileri:

Belirtiler, kanserin bulunduğu bölgeye ve evresine göre farklılık gösterebilir, ancak en yaygın görülenler şunlardır:

  • İyileşmeyen Yaralar (Ülserasyon): Ağız içinde, dilde veya dudaklarda iki haftadan uzun süredir devam eden, bazen kanayan ve iyileşme eğilimi göstermeyen yaralar.

  • Anormal Lekeler: Ağız içinde veya dilde, genellikle ağrısız olan ve beyaz (lökoplaki) veya kırmızı (eritroplaki) renkte lekelerin veya çizgilenmelerin oluşumu. Eritroplaki, lökoplakiye göre daha yüksek kanserleşme riski taşır.

  • Şişlik veya Sert Kitleler: Ağız tabanında, dilde, yanakta, boyunda veya çenede hissedilen, büyüyen ve sertleşen yumrular veya kitleler.

  • Açıklanamayan Ağrı veya Uyuşukluk: Ağızda, dilde veya yüzde belirgin bir nedeni olmayan inatçı ağrı veya hissizlik/uyuşma (parestezi).

  • Yutkunma Güçlüğü (Disfaji) ve Konuşma Zorluğu: Boğazda sürekli bir takılma hissi, yutkunurken veya çiğnerken zorlanma veya ses kısıklığı gibi konuşmada değişiklikler.

  • Diş Kaybı: Daha önce sağlam olan dişlerin sebepsiz yere sallanması, gevşemesi veya takma dişlerin (protezlerin) aniden ağıza uyumunun bozulması.

Erken Teşhisin Hayati Önemi:

Ağız kanseri genellikle evre 1 veya 2’de teşhis edildiğinde, 5 yıllık sağ kalım oranları oldukça yüksektir. Ancak kanser lenf düğümlerine veya vücudun diğer bölgelerine yayıldığında (ileri evreler), tedavi süreci zorlaşır ve sağ kalım oranları düşer. Bu nedenle, rutin diş hekimi muayeneleri sırasında yapılan kapsamlı bir ağız ve boyun muayenesi, erken tanıda en önemli araçtır.

Tanı ve Tedavi Yöntemleri ve Multidisipliner Yaklaşım

Ağız kanseri şüphesi ortaya çıktığında tanı ve tedavi süreci, genellikle Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi uzmanları, Kulak Burun Boğaz hekimleri, Onkologlar ve Radyasyon Onkologlarının dahil olduğu multidisipliner bir ekip tarafından yönetilir.

Tanı Yöntemleri:

  1. Fizik Muayene: Diş hekimi veya hekim, ağız içi dokuları, dili, diş etlerini ve boyundaki lenf düğümlerini elle ve gözle detaylıca kontrol eder.

  2. Biyopsi: Kesin tanı için şüpheli lezyonun küçük bir doku örneği alınarak patoloji laboratuvarında incelenir. Bu, kanserin tipini ve malignite derecesini belirleyen altın standart yöntemdir.

  3. Görüntüleme Teknikleri: Kanser teşhis edildikten sonra, kanserin yayılımını (metastaz) ve evresini (TNM sistemi) belirlemek için Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans (MR) veya PET-CT taramaları kullanılır.

Tedavi Seçenekleri:

Kanser türüne, büyüklüğüne, yerleşimine ve hastanın genel sağlık durumuna göre tedavi planı kişiselleştirilir.

  1. Cerrahi (Tümörün Çıkarılması): Ağız kanserinin temel tedavisidir. Tümörlü doku, çevresindeki sağlıklı bir doku sınırı ile birlikte cerrahi olarak tamamen çıkarılır. İhtiyaç duyulursa boyundaki lenf düğümleri de çıkarılabilir (Boyun Diseksiyonu). Geniş doku kayıplarında, çene cerrahları veya plastik cerrahlar tarafından estetik ve fonksiyonel restorasyon (rekonstrüksiyon) ameliyatları yapılır.

  2. Radyoterapi: Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücreleri yok edilir. Cerrahi sonrasında kalmış olabilecek mikroskobik kanser hücrelerini temizlemek veya ileri evrelerde ana tedavi olarak kullanılabilir.

  3. Kemoterapi: Kanser hücrelerini öldürmek için ilaçların kullanıldığı tedavidir. Genellikle ileri evre kanserlerde veya radyoterapi ile birlikte (kemoradyasyon) uygulanır.

  4. Hedefe Yönelik Tedavi: Kanser hücrelerinin büyüme mekanizmalarını hedef alan yeni nesil ilaçlardır.

Erken tanı, cerrahi müdahalenin kapsamını daraltarak hastanın konuşma, yutma ve yüz estetiği üzerindeki etkisini minimize eder, bu da yaşam kalitesinin korunmasında büyük rol oynar.

Hizmetlerimiz